2. Bölüm
YJWK 2. Kongresi ve Cins Bilinci
Şehit Berivan 1984 yılından 1989 yılına kadar yürüttüğü mücadele ve düşmanla tek başına bir ordu gibi savaşarak şehit düşmesi Kürt halkı üzerinde derin etki bırakır.
Berivan arkadaşın şahadeti halkta kırılma yaratmaz aksine verdiği emekler tohum misali bir etki yaratır, halk serhıldanlarının ve mücadeleye katılımların kapıları sonuna kadar aralanır. Heval Berivan’ın şahadeti Kürdistan’da özelde de Botan’da serhıldanlar sürecini başlatır. Cizre’de başlayan halk serhıldanı dalga dalga yayılarak yeni bir mücadelenin yolunu açar. Şehit Berivan serhıldanın ateşleyicisi olur ve 1990’ların büyük serhıldanlarına giden yolu sonuna kadar açar. Kadınların devrime yönelmelerinin ve savaşta komutanlık düzeyinde öncülük etmelerinin halk tarafından kabul görmesi Berivan gibi kadın kahramanların verdikleri emek ve mücadeleleri sonucunda gelişir. Kürt kızlarının özgürlük savaşında düşman karşısında amansız direnişleri toplum üzerinde olağanüstü etkiler yaratır. Bu nedenle ulusal diriliş mücadelemizin sembolü haline gelen Binevş Egal’ın 16 Ocak 1989 tarihindeki şahadeti hem kadın özgürlük mücadelesi hem de Kürdistan özgürlük mücadelesi açısından bir dönüm noktasını da işaret eder. Bınevş Egal’ın şahadeti ile başlayan serhıldanlar 13 arkadaşın şehit düşmesi ile zirveye taşınır. Berivan’ın (Bınevş Egal) şahadeti ve serhıldanlar Kürdistan’da kadınların savaşa katılımlarına ivme kazandırır.
1989 yılı özelde Kürt kadınları açısından özgün bir zamanı ifade eder. Gerillada, kırsalda, şehirlerde ve Avrupa’da kadınların her alanda çalışmalarının, direnişlerinin nüveleri ortaya çıkar. Dağda kadınlar gerillacılıkta yetkinleşirken Avrupa’da da kadın örgütlenme çalışmaları YJWK ile büyümeye başlar. Bununla bağlantılı olarak 29-30 Nisan 1989 tarihleri arasında Avrupa’nın Köln şehrinde toplam 13 bölgede 40 delege ve misafirin katılımıyla YJWK 2. kongresi yapılır. YJWK (Yekitiya Jinen Welatparezen Kurdistan) kongresi, Ocak 1989 tarihinde şehit düşen ve Avrupa’da yürüttüğü çalışmalarla kadın örgütlenmesinde büyük emeklerin sahibi olan Binevş Egal’ın anısına düzenlenir. Kongrede 5 asil ve 2 yedek olmak üzere 7 kişi merkez üyeliğine seçilir.
Kongre divanında yer alan Binevş Egal’ın kardeşi Xane, o dönemde çalışan düzeyinde örgütlenmede yer almaktadır. Yine Helin ve Sakine adında iki kişi de kongre divanında yer alırlar. YJWK 2. Kongresi iki gün sürer ve kongrede Sakine Cansız arkadaşın zindandan gönderdiği mektup okunur.
YJWK 2. Kongresi’nde özgünlük tartışılır, genel bir tarz içinde artı bir yük gibi değil, kendi öz örgütlenmesini oluşturarak çalışmalara katılmak ve dogmatik tarzdan çıkmak gerektiği ele alınır. YJWK sadece kadın çalışmaları ile sınırlı kalmaz, Kürdistan’da yürütülen gerilla savaşına destek sağlamak için Avrupa’da yaşayan yurtseverlerden yardım kampanyaları başlatılır ve yapılan çalışmalar sonucunda gerillaya büyük bir manevi destek sağlanır.
1986 ve 89 yılları arası Rojavayê Kurdistan’da PKK hareketi kitleselleşir, mücadele saflarına genel katılımlarda bir çıkış yaşansa da özelde kadın katılımları toplum üzerinde ciddi etkiler yaratır. Dicle Kobani (1985), Ruken Afrin, Reyhan, Ruşen, Sozdar Zınar, Şilan Kobani (1988’de katılır) Rojava’dan mücadeleye katılan ilk kadın militanlardır.
Dicle, (İno Hico Miho) Kobani’nin Kor Eli köyünde doğar. Kobani’nin ağır feodal yapısı içinde Dicle kadın olarak hareket etmenin zorluklarını iyi bilmektedir. Evlenme gibi bir düşüncesi olmamasına rağmen aile ve aşiret baskısıyla evlendirilir. Evlendikten birkaç ay sonra eşiyle birlikte 1985 yılında mücadele saflarına katılır. Dicle’nin katılımı Rojava’da katılan ilk kadın olması itibariyle toplum içinde yankı uyandırır. 1989 yılında Botan’da şehit düşer.
1989 yılında ülkeden, gerilla saflarında gönderilen Azime arkadaşın sorumluluğundaki özgün birliğin bir fotoğrafı, Avrupa’da yurtsever halk ve kadrolar tarafından gururla korunarak, itinayla taşınır. Kadın gerilla birliğinin bu fotoğrafı Avrupa’da evlerin, büroların ve derneklerin başköşesine yerleştirilir. Ayrıca gerilla saflarında savaşarak nitelik ve nicelik olarak büyüyen kadınların bir resmi olarak YJWK 2. Kongresi’ne gönderilir.
Azime (Mihriban Saran) arkadaşın komutasında elli kişiden oluşan kadın birliği Metina Hıror alanında karma tabur içerisinde konumlanır.
Gerillada Zorunlu Kefiye Bağlanmasının Gelişimi Ve Ortadan Kaldırılması
Gerilla saflarında özgürlük mücadelesinin hızla büyüdüğü 1989 yılında olumsuz bir gelişme olarak kadınların başlarına kefiye takmaları gündeme gelir. Erkekler tarafından, ilk başlarda Kürt toplumunun feodal özellikleri ve hassasiyetleri göz önünde bulundurularak kadın gerillalardan köylere giderken saçlarını kapatmaları istenir. Toplumun dini özellikleri ve gelenekleri dikkate alınarak kadın gerillalar bu durumu ilk etapta anlayışla karşılar ve köylere giderken başlarını kapatırlar. Fakat bu baş bağlama olayı daha sonraları genel gerilla içerisinde tutucu bir yaklaşım alır ve erkeğin feodal özelliklerinden kaynaklı bir kural olarak kadına başını bağlama dayatılır. Önceleri sadece toplumun hassasiyetlerinden dolayı köylere giderken örtülen saçlar zamanla gerilla yaşamının da bir parçası haline getirilmek istenir. Bu genel bir durum olarak yaşansa da özellikle Botan ve Zagros bölgelerinde öne çıkan bir yaklaşım olur. Ta ki 1992 yılında kadın gücü kefiye takma zorunluluğuna isyan edene kadar böyle devam eder.
Başlarını kapatmayı içlerine sindiremeyen savaşçı kadınlar erkeğin bu geri ve anlamsız dayatmalarına karşı tavır alarak başlarındaki kefiyeleri çıkarıp atarlar ve bir daha da saçlarını kapatmazlar. Saçlarının kefiye ile kapatılmasına, karşı koyma tavrı hızla yayılır ve tüm alanlardaki kadın gücü kefiye takma zorunluluğunu ortadan kaldırırlar. Bu yıllarda cins mücadelesini yürütme anlamında kadının ciddi bir bilinç düzeyi yoktur, tüm mücadelesi bağımsız Kürdistan ve özgür bir toplum ideali üzerinden yürür. Özelde egemen ve feodal erkek aklına yönelik bir mücadele anlayışı, programı henüz oluşmamıştır. Fakat bu gerçekliğe rağmen devrimci kadın olmanın yarattığı doğal refleksle erkeğin geleneksel, klasik yaklaşımları reddedilir. Feodal ataerkil kültürün bir yansıması olarak kadın militanlara dayatılan sadece kefiye takma zorunluluğu ile sınırlı kalınmaz. Örneğin kadın gücünün eylemlere katılma isteği ve dayatmaları, erkek cephesinden ise buna karşı direnç gösterilmesi bile kadın savaşçılar için bir mücadele alanı yaratır.
1990’ların başında kadınlar açısından henüz kadın kurtuluş ideolojisi ekseninde cins mücadelesi yürütme bilinci gelişmemiş olsa da kadınlar olarak bir araya geldiklerinde erkeğin kadını zayıf cins gören geri geleneksel yaklaşımlarını kabul etmezler. Tepkileri ve reddedişleri ideolojik bir bütünlük ve teori üzerinden gelişmez sadece içsel bir refleks olan kadının yaşamla bağı ve özgürlük arayışları üzerinden gelişir. Bu nedenle ataerkil kültürün, erkek aklının bir yaklaşımı olarak gerilla saflarında da ortaya çıkan ve kadını zayıf cins gören, koruması altına alınması gereken, namus olgusu olarak gören tüm yaklaşımlara karşı kadın cephesinden doğal refleksle mücadele gelişir. Öyle ki zayıf cins olmadıklarını kanıtlamak için erkeklerin yaptığı tüm işleri yapar ve onlar kadar ağır yük kaldırırlar. Eylemlere katılabilmek için fiziki güçlerini olağanüstü zorlar ve yaşamın her alanında büyük fedakarlıklar yaparlar, yeterli olduklarını kanıtlamak ve kadının etkin savaşabileceğini göstermek uğruna ölümden daha büyük zorluklara göğüs gererler.
Bu anlamda kadın kurtuluşunun ele alınış çerçevesi ilk başlarda ağırlıklı olarak Kürdistan toplumu ve devrimi ekseninde öne çıkar. Kadının evden çıkarak özgürlük için savaşa katılması Kürt toplumunun kördüğüm olmuş özgürlük sorunlarına çare aramakta ve devrimin ilerleyişinde önemli bir rol üstlenilir. Kadınların 90’lı yılların son dönemlerine kadar da katılımlarını ulusal kurtuluş taleplerine dayandırmaları, kadın özgürlüğü yönünde bir bilinçlenmenin toplumsal olarak gelişmediğini, toplumsal zeminde ulusal ezilmenin fazlasıyla hissedildiğini gösterir. Tüm bunlara rağmen her kadın katılımının erkek egemenliğine, ataerkil kültüre, kadının bastırılmasına ve kadın kimliğinin yok edilmesine bir tavır, bir karşı duruş, bunlar karşısında savaşma kararlılığı olduğu mücadelenin ilerleyen aşamalarında görülür.
Devam edecek…


