KUZEY’E GİTMEK ÖZGÜRLÜĞE YOL ALMAK GİBİ
Amed dağlarına kavuşmanın zamanı geldi. Kuzey’e gidecek olan grupların toplandığı yerde, arkadaşlarla bir araya geldik.
Sadece Amed grubu değil, Dersim, Serhad, Erzurum, Amonos, Garzan’a gidecek olan arkadaşlar da buraya gelince sayımız baya bir arttı. Grupların toplanma aşamasında, bu kadar çok arkadaşın bir araya gelmesiyle çok farklı bir atmosfer oluşuyor. Kuzey’e gidecek olmanın coşku ve heyecanı hepimizde büyük bir moral yaratıyor. Amed grubu içerisinde daha önce tanıdığım arkadaşlar yoktu, ancak yoldaşlar topluluğu olarak birbirini tanımak çok sorun değil. Bunu hemen telafi edebiliyor ve çok kısa bir zamanda tanışıp, beraber yürüyebiliyor ve yol arkadaşlığı yapabiliyorsun. Amaçlarımız, yaşam tarzımız, kabul ve redlerimiz bir olduğu için birbirimize çok çabuk alışıyoruz. Hele bir de eğer birlikte yolculuk yapıyorsan ve günler süren bir yolun tüm zorluklarını birlikte paylaşıyorsan, bu yanındaki yoldaşını daha iyi tanımana neden oluyor. En iyi dostluklar yolculuklarda başlar derler ya hep, gerçekten de öyledir. Özellikle dağlarda neyle karşılaşacağını bilmediğin bir yolculukta, yanındaki yol arkadaşın seni yürüten güç olur. Gerillada bu böyledir, dimdik tepelere tırmanırken, geçilmez denilen suları geçerken, ya da soluksuz kaldığın bir anda senin elini tutan ve yürüten yanındaki yoldaşındır.
Kuzey gruplarında bütün eyalet güçleri bir arada olduğu için, kuzeye gidecek bütün arkadaşlar şimdilik bir aradayız. Bir arada olduğumuz için doğal olarak birlikte eğitim gördük. Gördüğümüz eğitimler ideolojik, örgütsel, askeri eğitimlerdi. Tabi daha çok Kuzey alanında yürütülecek olan faaliyetlere dönüktür. Ben de daha önce Zagroslarda kaldığım için, Kuzey sahalarındaki pratiklere pek yabancı değilim. Ama her sahanın kendine göre özellikleri ve özgünlükleri var. Kuzey gerillacılığı için özellikle üzerinde durulan konular şunlar oluyor. Doğru hareket tarzını yakalamak, düşmanın yönelim biçimleri, halkla ilişkiler, savaş ve yaşam tarzı. Bu yönlü güçlü yoğunlaşmanın açığa çıkması için karargâhtan arkadaşlar da gelip toplantılar yaptılar. Yola çıkma zamanımız gelene kadar da bu eğitimler devam etti. 3 ay boyunca gördüğümüz kapsamlı eğitimden sonra gideceğimiz zaman geldi. İşte şimdi heyecanımız tam dorukta, çünkü yola çıkacağımız an gelip çattı. Karargâh yönetimimiz gruplarla son toplantılarını yaptılar. Onlar da bizim gibi heyecanlı ve sevinçliler ancak diğer yandan da ister istemez bir hüzün kaplamış yüreklerini. Bütün duyguların iç içe yaşandığı çok farklı bir atmosfer oluşuyor böyle zamanlarda. Geride kalanlar için belki biraz daha zordur uğurlamak. PKK’nin her şeyi çok güzel de keşke bu ayrılıklar olmasaydı diyor insan.
Biz bir savaş gücüyüz ve neredeyse kanımızı içse doymayacak kadar vahşi bir düşman gerçekliği ile karşı karşıyayız. Kürdistan ve Kürt halkı için, özgür bir yaşam için savaşıyoruz. Bu amaçlar yaptığımız bu yolculuğu daha bir kutsal kılıyor. Kuzeye doğru yol alırken, özgürlüğe ilerliyormuş gibi hissediyor insan. Bu duyguyu daha önce hiç bu kadar derinden hissetmemiştim. Şimdi Muş güneydeyiz, Muş güneyinin arazisi Bingöl, Amed, Muş alanlarının üçgendir. Şen yayla olarakta biliniyor. Garzan’ı aratmayacak kadar güzel bir arazisi var. Andok dedikleri o heybetli dağ karşımda şimdi... Ormanları, ırmakları ile tam bir gerilla yuvası. Bütün zorluklara rağmen upuzun yorucu yolculuğumuz bitmişti. Amed hayalim bir bütünen gerçek oldu. Meğer insanın hayaline ulaşabilmesi çok da imkansız değilmiş. Yerimize ulaştığımız an, öncesinde yaşadığımız bütün zorlukları, yorgunlukları unuttuk. Şimdi bu coşkuyu öyle bir yaşıyorum ki anlatamam. Hem kendi hayallerimi hem de yıldızlaşan yoldaşlarım Rojbin ve Gurbetin hayallerini gerçekleştirdim. En güzeli de Önderliğimizin rüyasının mekanında olmak. İnsan Kuzeyde kendini Önderliğe bir adım daha yakın hissediyor. Önderliğe yakın olmak mekansal bir şey değildir ancak insan yine de fiziki olarak bile olsa biraz daha yakınında olunca büyük heyecan duyuyor. Bu sevinç ve mutluluk beni hep ileriye götürecek ve daha güçlü olmama neden olacak. Bugün burada, Amed’te olmak isteyen arkadaşlarımla fiziki olarak bir arada olmasak da manevi anlamda hep beraber olacağız. Onlar hep benim yanımda yüreğimde, en güçlü manevi güç olacaklar bana. Gelemeyenlerin de isteklerini elimden geldiği kadar gerçekleştireceğim. Amed sen güzel ülkemizin kalbisin. Her gerillanın yüreğinde bir özgürlük türküsü, bitmeyen bir sevdasın. Bir daha merhaba sana Amed, merhaba ülkemin şafak vakti...
Amed’ de Bir Newroz Günü
Amed dağlarında ilk Newrozumu Gorse alanında kutladım. Newrozun heyecanı Gorse alanında bir başkaydı. Büyük halk kitlesi ‘’ Biji Serok Apo ‘’ sloganlarıyla kutladı bu yıl Newroz’u. Çoğunlukta Elâzığ halkı gelmişti. Gorse alanına en yakın olan şehir Elazığ’dır. Benle heval Berçem Newroz alanını tam görebileceğimiz zirvede konumlanıp, halkımızın heyecan ve coşkusunu izledik. Newroz alanı büyük bir ovada yapılıyordu. Bu yemyeşil ova’nın zaten bir güzelliği vardı, bu güzelliğe halkımızın rengi de karışınca ortaya muhteşem güzellikler çıktı. Kadınların yöresel kıyafetleri Newroz alanını süslemişti. Keşke şu an Önderliğimizde yanımızda olsaydı diye düşündük. İnanıyorum bir gün gelecek büyük bir heyecanla Önderliğimizle birlikte Newrozu kutlayacağız. Yüreğimdeki heyecanın önünü tutamıyordum. İçimdeki ses halkın arasına gidip büyük bir güçle ‘’Biji Serok Apo’’ demek istiyordu. Bazen heyecandan yüksek sesle konuşuyordum. Bu yüzden ikide bir heval Berçem sesimin yüksekliği için beni eleştiriyordu. Bu güzel havada, bu güzel Ovada bir ata binip Bütün Kürdistan’ı dolaşmak isterdim. Tören yapmayı çok istiyorduk, ama var olan koşullar buna uygun değildi. Ama halkımızı böyle mutlu sevinçli görmek, bizi sevindiriyor. Bu Newroz planlamasını büyük bir hassaslık ve titizlikle arkadaşlar örgütlemişti. Newroz kutlamasına güvenlik nedeniyle sadece bir tim arkadaş katılacaktı. Zirvede halkı izlerken bir baktım bizim arkadaşlar ormanlık alanından çıkıp Newroz alanına doğru yürüdüler. Halk büyük bir özlem ve coşkuyla arkadaşlara doğru koştu. Bunu gördükten sonra bir kere şunu anladım ki düşman ne yaparsa yapsın asla halk ve gerilla arasına giremez. Çünkü bu halk yüreğini bu dağlara adamış. Bu anları seyrederken zihnim ve yüreğim o an Kürdistan’ın özgürleşeceği o zafer gününe gitti. Önderlik önde ve bizde onun ardında dört parça Kürdistanı dolaşıp halkla buluşacağız. Bunun hayalini bile kurmak insanı o kadar heyecanlandırıyor ki. Ama mutlaka gerçek olacak. Belki de bundan on yıllar önce ancak hayal olarak değerlendirilen birçok şey şimdi Kürdistan’da gerçek oldu, bu da mutlaka gerçek olacak.
Ve bir süre kaldıktan sonra noktamıza doğru yürüdük. Heval Berçem önde yürüyordu. Bende onun arkasında onu takip edip yürüyordum. Hayranlıkla ona bakıyordum. Yaklaşık 25 yıldır durmadan, yorulmadan bir dağ tanrıçası gibi Kürdistan’ın her yerinde anlamlı izler bırakıyor. Saçlarının beyazlığı, bana devrim yolunda verilen emekleri hissettiriyor. Heval Berçem benim her anlamda gelişmem için çok emek harcadı, ben de onun bu emeklerini boşa çıkarmamak için elimden geleni yapmaya çalışıyorum. Bazen durup bana bakıp; ‘’Heval Diren Sen Wanlı değilsin, sen Amedlisin, Amed dağlarıyla büyük bir uyumun içine girdin, bence sen her yerde ben Amedliyim demelisin’’ diyordu. O zaman yüreğim şehit yoldaşlarıma gitti. Tanıdığım onlarca arkadaş Amed dağlarında savaşarak şahadete ulaştı. Bu yüzden Amed’in bende yarattığı manevi anlam ve değerler çok büyük. Evet ben şehit yoldaşlarımın izlerinde yürüyüp Amed dağlarında destan yazacağım. Yürüdüğüm her bir patikada Önder Apo’nun fedailerinin ayak izlerini görürüm. Bu izler bana onurun ve zaferin kesinliğini gösteriyor.
Amed dağlarına ilk geldiğim günü hatırlıyorum. Ve şimdi mücadele ile geçmiş tam yedi yılı arkamda bıraktım. Yedi yıl boyunca o kadar bütünleştim ki bu dağlarla, artık her adımın da buranın kahramanlarını yürekten hissedebiliyorum. Bu günlerde bütün düşüncem bir eylem yapıp, düşmanın operasyonlarına karşı hala dimdik ayakta olduğumuzu göstermek. Bu operasyonlarda birçok arkadaşımızı şehit verdik. Ama yaşanan şahadetler bir şeyleri kaybetmek, yitirmek değildir. Onlar bizim en büyük manevi kazanımlarımızdır. Bu yüzden düşürmedik dimdik omuzlarımızı ve yılmadık. Çünkü tarih onların yüce kahramanlıklarıyla yeniden yazılıyor. Özgürlük yolunda bedel vermek kadar kutsal bir şey yoktur, biz bunu PKK’nin öncü kadrolarından, öncü komutanlarımızdan öğrendik. PKK, tarihinin hiç bir anında ölüme diz çökmeyen bir harekettir. Bu sebeple uğruna mücadele ettiğimiz amaçlarımızın üzerine yürürken korkmuyoruz hiçbir bedeli vermekten. Önder Apo’nun fedaileri olarak dönemin görevlerini layıkıyla yerine getirmek bizim sorumluğumuzdur. Bu sorumlulukla mücadele ettiğimizde, o çok hayalini kurduğum özgür günlere bir adım daha yaklaşacağımızı biliyorum. Önder Apo’nun da dediği gibi özgürlük mutlaka ama mutlaka kazanacaktır…


