Şehit Beritan Tolhildan
Van gölünün kenarında Erciş’e doğru yol alırken, ruhum özgürlükle doluyordu. Yüreğimin sesinden ve özgürlüğe olan bağlılığımdan anladım ki özgürlük saflarına katılmakla en doğru kararı veriyorum.
Bu karar özgürlük yolunda hakikatle buluşmanın kararıydı. Bu karar yeniden var oluşun kararıydı. O an ömrümün en büyük heyecanını yaşıyordum, yüreğim sanki yerinden çıkacaktı. Gözlerim güneşin doğuşuna takılıyordu. Güneş yavaş yavaş doğduğunda yaşam umutları Van gölünün üzerinde renk buluyordu. Halkımın kahramanı olmaya doğru gidiyordum, yeni nesille iyi bir yaşam sunabilmek için savaşmaya gidiyordum. Yüreğim sanki benim değil de bir halkın yüreği olmak için canlanıyordu. Devrim yoluna katılan her bir militan yüreğini halkının özgürlüğüne adıyordu. Evet dağların kadını ve halkımın kahramanı olacağım. Beni özgürlük yoluna çeken ve bu yaşama bağlayan bir diğer konu şehitler gerçeğiydi. Şehitler gerçeği bu halkın genç bir evladı olarak bana sorumluluklarımı gösterdi. Sistemdeyken şehit yoldaşların töreni olduğunda Kürt halkını dik duruşu ve göz yaşlarını büyük bir intikam hırsına dönüştürmeleri beni çok etkiledi. Ve başları dik kararlı bir şekilde evlatlarımız bu kutsal yolda canlarını feda ettikleri için çok gururluyuz diyorlardı. Bu bende yoğun duygulara yol açıyordu. Ve o zaman dedim ki bu düşman halkın iradesine karşı yıkılmıştır. Bu halk binlerce evladını özgürlük teminatı olarak Kurdistan devrimine adıyorlar. Ve bundan daha kutsal anlamlı bir şey yoktur. Şehitler gerçeğini tanımını yapmak benim için gerçekten çok zor, Önderlik için, halkı için, ülkesi için canını siper eden bir sürü yoldaşı tanıdım, bu kutsal mekanlarda halkını ayakta tutmak için ölüme gülerek giden yoldaşları tanıdım ve şehit yoldaşların kahramanlıklarıyla ölüm kutsal mekanlarda yerle bir edilir. Halkın için bedel veriyorsan, bu halkın ölüsü değil Şehidisin, Bunu şehitler gerçeğinde daha iyi anladım. Şehitler gerçeği bana ölümden korkmamayı ve cesaretle yürümeyi öğretti. Ve buda bizi yaşamaya ve yaşatmaya götürür. Her bir şehit yeni nesille yaşam köprüsü oldu, buda PKK’ nin yaşam diyalektiğini ve yaşama olan bağlılığını gösteriyor. Bizler yeniden var oluşun bedellerini vererek sömürgecilere meydan okuyan özgürlük arayışçısıyız. Şehitler gerçeği karşısında vicdanımı, sevgimi daha iyi sorguladım. Ve özgürlük yolunda kendimi buldum. Dağlarda özümle buluştum. Kendimi tanıdıkça özgürlüğe olan umudum daha da büyüdü, karanlık hakikatin kudretiyle dağlarda aydınlığa dönüştü. PKK saflarına katıldığım için kendimi çok şanslı görüyorum, dağlarda binlerce yoldaşı tanıdım, binlerce yoldaşın kahramanlık hikayelerine şahitlik etim. Ve devrimin güzellikleriyle birlikte büyüdüm, duygularım, hislerim bu destansı mücadeleyle büyüdü, düşman gerçekliğini daha iyi tanıdım. Tanıdıkça intikam hırsım ateş topu gibi büyüdü. Ve söz verdim şehit yoldaşlarıma halkıma katılımımla savaşımımla düşmana büyük darbeler vuracağım. Bu darbenin çok etkili olması için kendime nasıl yaşanmalı, nasıl savaşmalı sorusunu sürekli sormalıyım. Her akşam başımı yastığa koyduğumda bugün örgüt için ne yaptım sorusunu kendime sorduğumda doğru bir sorgulama ve çözüm bulacağıma partinin değerlerine cevap olacağıma inanıyorum. Düşman büyük irade karşısında yenilgisini kabul etmekte çok zorlanıyor ve bu yüzden yenilgisinin öfkesini yoğunca dağlarımıza saldırarak çıkarmak istiyor. Halkın parasını çalarak elde etiği teknikle savaşı kazanmak istiyor, ama teknikle kazanılan bir savaş yiğit ve adaletli bir kazanım değildir. Onuruyla imkanlarıyla savaşan bir ordu karşısında, üstün bir teknikle savaşmak ve daha sonra büyük bir kazanım olarak ele almak yiğitliğin işi değildir, onursuzluğun işidir. PKK; iradesiyle elindeki imkanlarla onur savaşı veriyor. Ve bu PKK’yi yüceltiyor. PKK tarihinde büyük anlamlı Kahramanlıklar hakikat yolunun pusulası olur. Ve bizlerde tarihte kahramanlarımızın yaptığı gibi direnip zaferi kazanacağız. Kahraman yoldaşlarımız eylemleri ve mücadeleleriyle zaman ve dönemin cevabı oldular. Bizlere düşende yoldaşlarımızın istediği şekilde coşkuyla kararlıkla heyecanla kendimizle ve düşmanla büyük bir mücadele vermektir. Partiyi katıldığımda bunu çok iyi anladım. Tarih ihanetçi ve onursuz insanların tarihi olmayacak, tarih onurlu ve özgürlük yolunda kendini adayanların tarihi olacaktır.
Bunu bize tarihimiz gösterdi, tarih şehit yoldaşların kahramanlıklarıyla, ülke sevdasıyla bağlılığıyla can buldu. Bende özgürlük hareketinin bir savaşçısı olarak kendimi ateşte yeniden yaratarak, onursuzlukla insanlığı kirletmek isteyen zihniyete karşı en büyük cevabı vermeliyim. Kendimde bu gücü görebiliyorum. Bir kadın olarak sürece karşı olan sorumluluklarımı yerine getirip, zaferi elde edeceğiz.
Yazmak Görevdir
Merhaba, hala adını koyamadığım güncem. Ama bunu bilmelisin sen canımdan bir parça bellediğim ak güncemsin. Şu an elime kalemi alıp yazmaya başladım. Çünkü senle paylaşacağım anlamlı değerli anılarım var. Bu güzel anıların baş kahramanları şehit yoldaşlarımdır. Elime kalemi alıp yazmaya başlayınca sanki yeniden o zamanlara gidip şehit yoldaşlarla buluşuyorum. Bence her bir özgürlük savaşçısı özgürlük yolundaki sevinç, hüzün ve mutlu anlarını yazmalı, çünkü yazılan her bir kelime Kurdistan tarihine büyük izler bırakıyor. Bu yüzden bende yazmayı bir görev olarak ele alıp öyle yazmaya başlıyorum. Senden önceki güncemin ismi ‘’Kurdistan’’ dı. Aynı kampta kaldığımız arkadaşlar günlüğümün ismini duyunca niye Kurdistan dediler? Bende onlara sistem bizi tarihimizden koparmak için elinden gelen her şeyi yapıyordu. O zaman Kurdistan gerçeğini ve Kurdistan tarihini bilmiyordum. PKK’ye katılınca Kurdistan gerçekliğini daha iyi anladım, anladıkça düşmanın Kurdistan gerçekliği üzerinde politikalarını daha iyi öğrendim. Ve Kurdistan sevdası, bağlılığı yüreğimde yerini buldu. Ve Kurdistan güncemin ilk sayfalarına ilk pratiğim olan Metina alanını yazdım. İçinde sözümü verdiğim Çarçel tepelerinde, gökyüzünün mavilikleri eşliğinde yaşamın güzelliğini buldum. Şehit yoldaşlarımın kanıyla sulanmış toprağın kokusunu içime çekip ve her anımı, beyaz sayfalara mavi mürekkeple yazdım. Şimdi de sıra senle dağlarını güzelliğini ve yaşamın anlamını paylaşacağım ve elime aldığım kalemle yüreklerin dağlarda bir olup nasıl savaştıklarını yazacağım. Özellikle bugünün kutsallığının ve önemini yazmak isterim.
Bugün güneşimizin doğum günü, aslında güneşimizin doğuşuyla Kürt halkı yeniden kendini tanıdı. Bugünün kutsallığıyla ve önemiyle böyle bir günde Önderliğe olan bağlılığımızı ve zafere olan inancımızı bir kez daha tekrarlıyoruz. Bizler Önder Apo’nun fedaileri olarak köleliğe dönüş gemilerini yakmışız diyorsak, ateşten gömleği giymişsek, etrafımızı aydınlatmamızın zamanı gelmiştir. Önderim, sizin doğuşunuzla Kürt halkı tutkunun ötesinde sevdalandı. Yıllardır, süren bu zulmün sonunu getirip noktayı koymak en büyük görevimizdir. Önderim size yazarken sanki şu an yanı başımdasınız gibi sizi hissediyorum. Duygularımı sadece yazmakla tarihe bırakmıyorum. Duygularımı, yoğunlaşmalarımı, anılarımı yüreğime nakşediyorum. Sizin doğuşunuzla Kürt halkı yeniden ayağa kalktı, kutsal mekanların, kutsal insanısınız kirlenmiş tarihte, özüyle ve kültürüyle yaşamayı bilen bir Öndersiniz. Bir sevda çağlayanı olup bütün yüreklerde yer edindiniz. Sizin uğrunuza kendimi adamak istiyorum. Sizin uğrunuzda kendini adamak hakikate ulaşmaktır, çünkü siz yaşamın anlamısınız. Önderim, 4 Nisan günü bizler için sevginin ve adaletin yeniden doğuşunu ifade eder, böyle kutsal bir günde yaklaşık 12 kadın arkadaşla birlikte güzel anlamlı bir kutlama yapıyoruz. 12 kadın arkadaşla aynı kampta ve özgün bir şekilde pratik çalışmalarımızı yürütmekteyiz. Ve bunlar sizin kadına verdiğiniz emekler doğrultusunda gelişti. Eğer bugün bu kadar kadın arkadaş bir arada oturup kadın mücadelesi ve savaşı üzerine tartışabiliyorsak bu kesinlikle sizin sayenizdedir. Siz bizim özgürlük pusulamız oldunuz. Her bir arkadaşın gözlerinde sevinç ve mutluluk yanında büyük özlemler görüyorum. Aslında anlamlı günü sizinle kutlamayı çok isterdik, ama siz bize ruh ve düşüncede birlikteliği gösterdiniz. Yani fiziki ayrılıkları yıkan Apocu militanlarız. Sistem bizi yakarak birer kül haline getirdi, ama siz küllerimizden bizi yeniden yarattınız. Yıllardır uyuyan zihnimizi kişiliğimizi uyandırıp gerçeklerle yüzleştirdiniz.
Size karşı ne kadar öz eleştirisel yaklaşsak az, ama öz eleştirim pratiğim ve eylemlerimle olacak. Sizin yüceliğiniz karşısında eksik ve yetersiz yoldaşlığımdan dolayı bir daha öz eleştiri veriyorum. Evet günlüğüm sana bugün 4 Nisan gününde yaşadığım duygularımı yazdım. Ve güneşime olan sevdamı ve bağlılığımı yazdım. Yürekten inanıyorum bir gün gelecek bu günlüğü Önderliğimle birlikte okuyacağız. O günler yakın ve o günlere ulaşmak için büyük bir çaba harcamalıyız. Ve kendimizden vermeliyiz. Ve kendimizden verdiğimiz oranda zafere yakınlaşırız. Ve sözüm pratiğim olacak, verdiğimi sözün takipçisi ve pratikçisi olacağım. Özgür bir Kurdistan’da kavuşmak için bedel ne olursa vermeye hazırım. Tanrıçaların memleketi cennetler ülkesi Kürdistan sömürgecilere karşı hiçbir zaman yılmamış ve yenilmemiştir. Bizde bu cennet ülkesinin fedaileri olarak hiçbir zaman yılmayacak ve yenilmeyeceğiz. Ve özgür bir Kürdistan’da Önderliğimizle buluşacağız.


